AĞA GEZİSİ
Aydinogullari Beyligi'nin baskenti; sokaklari, konaklari, cami ve medreseleri ile sit alani ilan edilmis Birgi, Adini guzellik tanricasi Afroditten alan, ve Anadolunun bilinmeyen guzelliklerinden Afrodisias, Ozellikle Rum evleri ve bagciligi ile un salmis, ayrica caylaklarimizin gectigimiz yil yore arastirmasi icin secmis oldugu Sirince, Dunyaca unlu Efes, ve Hristiyanlarin hac gorevlerini yerine getirdigi Meryem Ana'nin gezilip gorulecegi, konaklamanin ise, Turkiye'nin en onemli turizm merkezlerinden Kusadasi'nda oldugu 23-25 Nisan 2010 Birgi-Sirince- Afrodisias Aga Gezisi ile ilgili ayrintilar asagidadir:
Katilim bildirimi icin 19 Subat 2010'a kadar asagidaki adrese e-posta atiniz:
halatneslihan@yahoo.com.tr
*OTEL-TUR PAKETI
IKI KISILIK ODADA KISI BASINA YARIM PANSIYON 345 TL
TEK KISI 410 TL
UCUNCU KISI 320 TL
7-12 YAS COCUK: 245 TL
0-6 YAS COCUK: UCRETSIZ
* HAVAALANI(ADB)-OTEL-HAVAALANI(ADB) TRANSFER - KISI BASI 40 TL
* Tur paketi fiyatina misafir edilecek caylaklar, davul/zurna- muzisyen ve ongorulemeyen masraflar icin kisi basina 45 TL dahil edilmistir. (Bu miktardan artan para oldugu taktirde Burs Fonuna aktarilacaktir)
* FIYATLARA DAHIL OLAN HIZMETLER:
- Kusadasi Onura Otel'de yarim pansiyon 2 gece konaklama
- 23 ve 24 Nisan aksamlari 150 kisilik salon tahsisi
- Birgi, Afrodisias, Sirince, Meryem Ana, Efes Turlari
- Turlar sirasindaki giris ucretleri, a/c otobus,Turkce rehberlik,otopark ve otoyol ucretleri
* Ogle yemekleri ve otel, rehber ve salon bahsisleri fiyatlara dahil degildir
* Erken rezervasyonla ucuz ucak bileti bulma imkani, sahsi ucus millerini kullanma secenegi, otobus veya arabasiyla gelmek isteyenler olabilecegi icin tur paketine Izmir'e ulasim dahil degildir, bireysel olarak temin edilecektir.
* Istanbul'dan gelecekler icin 1 adet Ankara'dan gelecekler icin 1 adet otobus planlanmistir.
* Havaalanindan hareket saati: 10:30 veya 11:00 olarak planlanmaktadir.
* Efes turundan havaalani transfer saati 15:00 olarak planlanmaktadir.
* Tum fiyatlara KDV dahildir.
* ODEME: 3 TAKSIT (19 SUBAT 2010 - 19 MART 2010 - 09 NISAN 2010)
Program:
23.04.2009 Cuma
12:00 : Otelde bulusma
13:00-18:00 : Birgi
19:00- : Otelde yemek+konaklama
24.04.2009 Cumartesi
9:00-15:00 : Afrodisyas
16:30-18.30 : Sirince
19:00- : Otelde yemek+konaklama
25.04.2009 Pazar
9:00-11:00 : Efes
11:00-12.30 : Meryem Ana
12:30-14:00 : Selcuk+ogle yemegi
15:00- : Donus
|
TEKEL İŞÇİLERİ İLE DAYANIŞMA GÜNÜ
Tekel işçilerinin, derme çatma çadırlarda , soğuk ve imkansızlıklarla verdikleri hak arama mücadelesini televizyonlarda izlerken hepimizin yüreği burkuluyordu. O insanlar, iki lokma ekmek için, gasp edilen hakları, çocukları ve gelecekleri için oradaydılar. Üstlerine su sıkıldı, ayazda havuzlara girdiler, biber gazına ve orantısız polis gücüne maruz kaldılar ama yılmadılar. Ölmeye geldik diyorlardı. İçimiz burkularak izledik günlerce olanları.
Hepimizin içinde yankılanan "Bir Şey Yapmalı" çığlığına yol veren ilk e-postaların ardından bir anda "ben de, ben de" mesajları yağmaya başladı internette. THBT li olmayı tanımlamaya kalksak ancak bu şekilde tanımlardık. Sorgusuz sualsiz anında bir örgütlenme oluştu.
Kısıtlı bir bütçe ile her çadırdaki insanlara günlük yaşam kalitelerini bir nebze artıracak kişisel ihtiyaçlara yöneldik. Şampuan, sıvı sabun, el dezenfektanı, ıslak mendil gibi temizlik malzemeleri yanında, diş fırçası seti, küçük dikiş seti, el kremi, hijyenik ped, peçete mendil gibi malzemeler aldık. Ulus Çıkrıkçılar’da hazırlanan eldiven, çorap, çamaşır, içlik gibi giysileri alırken bunları neden aldığımızı anlatılınca işyeri sahipleri "bizim de bir katkımız olsun" dediler ve ek 110 çorap verdiler, ek giysi den kaynaklanan 220 tl yide almadılar böylece malzemeler daha da arttı. Cumartesi günü alınan ilaçlar da günlük kullandığımız basit ama işe yarar şeylerdi. Vitamin, ağrı kesici, Bepanten pomat, anti gripal destek gibi ilaçların yanında eczane de bol miktarda antiasit ve ağrı kesici verdi. Oradan da 267 lira indirimle çıkıp Vişneliğin yolu tuttuk.

Saat 11 den itibaren THBT li arkadaşlarımız Vişnelik te toplanmaya başladılar. İçeride bir salona bütün malzemeleri götürdük. Arkadaşlarımızdan gelen bilgilerle kaç paket olacağına ve dağıtımı nasıl yapacağımıza karar verdik ve malzemeyi paketleme işine giriştik. Malzemeler 30 eşit torbaya bölündü ve her ile ait çadırlara kimin kaç adet torba vereceği belirlendi. Yaklaşık 15 THBT linin yanında Mezunlar Derneği de personeli ile torbalamaya yardımcı oldu. Saat 2 de Paketler hazırlanıp Orkun’un ayarladığı minibüse yüklenmişti bile. Mezunlar Derneği de kendi minibüsünü bize tahsis etti. Topluluktan gelen davul, zurna, darbuka ve bağlamalarda minibüse yüklenince harekete hazırdık. Bir çok arkadaşımız bize Kızılay’da katılacağı için bir yandan da telefon trafiği sürüyordu.
Yaklaşık 30-35 THBT li ve 10-15 ODTÜ lü ile birlikte 50 kişi civarında bir gurup olduk. Kızılay’da ilk işimiz hemen bütün malzemeleri yol kenarına indirmek oldu. Kimin hani il çadırına kaç torba verecegi beli olduğundan hemen dağıtıma giriştik. Orası, bizzat görmeden, yaşamadan anlaşılması gerçekten zor bir ortam. 2-3 sokak boyunca, bir tarafını duvarlara vermiş, derme çatma naylonlar ve çadır parçaları ile hazırlanmış, kimisinde 50 kişinin kimisinde 10-15 kişinin yaşamaya çalıştığı bir sefalet ortamı. Günlük yaşantılarını sürdüren binlerce insanın çadırların arasında kalan birkaç metrelik yoldan ancak tek sıra geçebildiği bir alan. Bir anlamda yaşama savaşı alanı. Her çadırda saçı sakalı birbirine karışmış erkekler, yorgunluktan yataklara serilmiş kadınlar. Ama bir o kadar da mağrur, kararlı ve dirençli insanlar. Girdiğimiz çadırda "ODTÜ THBT mezun ve öğrencilerinin kendi olanakları ile hazırladığı bu küçük yardımı bir nebze destek olabilmek amacı ile getirdik. Yanınızdayız." dediğimizde, sanki ellerinde çok olanakları varmış gibi, ev sahibi edasıyla çaylarını paylaşmaya kalkmaları, "Buyrun hoş geldiniz, oturun misafirimiz olun" demeleri, insanın boğazına düğümleniveriyor. Baktığınız her yüzde gururu, her bakışta kararlılığı ve her işçide haklılığın gücünü görüyorsunuz.

Dağıtım bitince davulumuzu aldık, meydanda bir halay havası çalmaya başladık. Mustafa Ağamız davulda, Erdem de zurnada, bizler de sırada herkesi halaya çağırdık. Mustafa Ağamız davul çalarken birisi yanaştı ve davulun iplerine bir 5 lira sıkıştırdı. Anadolu geleneği ne de olsa davul zurna çalarsa bahşiş de verilir. Mustafa Ağamız bu 5 lirayı bu günün anısına uygun bir anlatımla çerçeveleterek THBT ye vereceğini söyledi. Sanırım sonraki yıllarda da bu 5 liranın hikayesi THBT lilerce yenilere anlatılacak ve bu eylemin anısı yaşatılacak.

İlk halaydan sonra sazlarımızla çadırlara yöneldik. İlk olarak büyük bir çadır olan İzmir çadırına girdik. Bağlamalar çalmaya başladı, o ana kadar sessizce duran Ümmüşen’in o muhteşem sesi çadırda patlayınca herkesin irkildiğini gördüm. Yüzler gülmeye, eller tempo tutmaya başladı ve herkes türkülere katıldı. İyi bir şey yapmanın mutluluğu, bir katkı verebildiğimizi görmenin keyfi, o insanların gözlerinde parlayan ışığı gördükçe daha da arttı. Sanırım her arkadaşımız bir görevi hakkıyla yapmış olmanın keyfini yaşamıştır diye düşünüyorum. Çadırları dolaşarak hem desteğimizi, hem türkülerimizi taşıdık. Savaş ağamın Diyarbakır çadırına seslenişi unutulmazlar arasına girecek bence. Diyarbakır’da düğünlerde atılan naralarla geldik çadırın önüne. HALA HALA HEEEEY, HALA HALA HEEEEEY. Önce bir şaşkınlık, sonra yüzlerde gülümsemeler. Savaş devam etti "Kİ ZAVA, Kİ ZAVA; Kİ PAŞA, Kİ PAŞA" (damat kim?). Çadırdaki Diyarbakırlı işçilerden yanıt geldi "TEKEL İŞÇİLERİ PAŞA". Savaş devam etti "Kİ BUKE, Kİ BUKE" (gelin kim?). Yanıt daha ilginçti “TAYYİP BUKE”. Yine türküler, yine coşku, yine herkesin aynı duyguları paylaştığı anlar. Üç dört çadırda daha aynı sahneler yaşandı. İşçilerin yüzlerinde "yalnız değilmişiz" duygusu o kadar net okunuyordu ki, hiçbir şey söylemeden türkülere katıldılar.
Bütün arkadaşlarımıza binlerce teşekkür.
Süheyla Doğan'ın "İLMİK İLMİK ÖRÜLEN DİRENİŞ: TEKEL"
yazısını okumak için tıklayınız.
|